1. On Yıllık Takip Çalışması (Hagberg ve ark., 2023): OPRA implant sistemi uygulanan dizüstü ampütelerin 10 yıllık klinik sonuçlarının değerlendirildiği bu prospektif kohort çalışmasında, 1999-2007 yılları arasında tedavi edilen 51 hasta izlenmiştir. On yılın sonunda hastaların protez kullanımı, mobilite ve fiziksel fonksiyon puanlarında, ameliyat öncesi döneme kıyasla belirgin iyileşme saptanmış ve hiçbir parametrede kötüleşme görülmemiştir. Onuncu yılda implantın revizyonsuz sağkalım oranı %83, derin enfeksiyon gelişmeme oranı %65 ve ciddi mekanik komplikasyon yaşamama oranı %17 olarak kaydedilmiştir; mekanik sorunların özellikle geç dönemde artış gösterdiği not edilmiştir.
2. On Beş Yıllık Deneyim Analizi (Juhnke ve ark., 2015): ILP (Integral-Leg-Prosthesis) yöntemiyle bacak protezi uygulanan 69 hastanın verilerinin incelendiği bu retrospektif çalışmada, implant tasarımlarındaki gelişimin etkileri araştırılmıştır. İlk dönem tasarımlarda stoma bölgesinde enfeksiyon oranı yüksekken, son tasarımla tedavi edilen 39 hastanın hiçbirinde enfeksiyon nedeniyle ek cerrahi gerekmemiştir. Basit bir yara hijyeni protokolü sayesinde bu hastaların kronik antibiyotik kullanımına gerek kalmadan enfeksiyondan korunduğu ve tasarım iyileştirmelerinin riskleri anlamlı ölçüde azalttığı belirtilmiştir.
3. Klinik Sonuçlar Üzerine Sistematik Derleme (van Eck & McGough, 2015): 1946-2014 yılları arasındaki literatürü kapsayan ve 540 hastayı içeren bu derleme, osseointegrasyonlu protez kullanan hastaların %82-90'ının protezlerini her gün kullandığını ve %95'inin sonuçlardan memnun olduğunu göstermiştir. Yaşam kalitesi skorları tatmin edici düzeyde olsa da komplikasyon oranları yüksek bulunmuştur; cilt problemleri %30-54, yüzeyel enfeksiyonlar %28-55 ve derin implant enfeksiyonları %2-41 aralığında bildirilmiştir. Genel bulgu, bu protezlerin memnuniyeti artırdığı ancak sık müdahale gerektirebilen cilt sorunlarını da beraberinde getirdiğidir.
4. Güvenlik ve Etkinlik İncelemesi (Kunutsor ve ark., 2018): 22 makalenin incelendiği bu çalışmada, osseointegrasyon uygulanan hastaların yürüme yeteneği, mobilite ve yaşam kalitesinde, soketli protez dönemine göre belirgin iyileşmeler rapor edilmiştir. Enfeksiyon oranları %1 ile %77 gibi geniş bir aralıkta değişse de vakaların çoğu antibiyotikle tedavi edilebilen yüzeyel doku enfeksiyonlarıdır. İncelemede bu prosedür nedeniyle herhangi bir ek ampütasyon veya ölüm vakasına rastlanmamıştır.
5. Klinik Sonuç Ölçütleri Derlemesi (Al Muderis ve ark., 2018): 21 gözlemsel çalışmanın analiz edildiği bu derlemede, osseointegrasyonlu protezlerin sağladığı klinik sonuçların çoğu alanda geleneksel soket protezlere en az eşdeğer ve bazı açılardan üstün olduğu ifade edilmiştir. Osseointegrasyonun umut verici bir alternatif olduğu, ancak teknolojinin standart bakım haline gelebilmesi için daha yüksek kaliteli ve uzun dönemli çalışmalara ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır.
6. Çok Merkezli Güvenlik Çalışması (Al Muderis ve ark., 2016): Avustralya ve Hollanda'da 86 hasta üzerinde yapılan bu çalışmada, hastaların %36'sında hiçbir komplikasyon görülmemiş, %34'ünde ise yalnızca düşük şiddette yüzeyel enfeksiyonlar gelişmiştir. Ciddi kemik enfeksiyonları son derece nadir görülürken, en sık rastlanan sorunlar stoma bölgesinde doku fazlalıkları ve protez bağlantı parçalarındaki mekanik kırılmalardır. Genel güvenlik profilinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.
7. Bir Yıllık Takip ve Performans (Atallah ve ark., 2020): 90 hastanın izlendiği bu prospektif çalışmada, bir yılın sonunda hastaların protez kullanım süreleri ve küresel sağlık skorları anlamlı şekilde yükselmiştir. Sadece bir hastada derin kemik enfeksiyonu nedeniyle implant kaybı yaşanırken, yüzeyel enfeksiyonlar uygun tedavilerle kontrol altına alınmıştır. Yöntemin, kısa sürede fiziksel yaşam kalitesini belirgin biçimde artırdığı gösterilmiştir.
8. Yaşam Kalitesi Karşılaştırması ve Meta-Analiz (Tan ve ark., 2025): Kemik ankrajlı protezlerin soket protezlerle kıyaslandığı bu güncel meta-analizde, osseointegrasyonun yaşam kalitesini ve fiziksel mobiliteyi (6 Dakika Yürüme Testi) anlamlı düzeyde artırdığı saptanmıştır. Vida tipi (OPRA) ve press-fit (ILP/OPL) implantlar arasında yaşam kalitesi kazanımı açısından bir fark bulunmamıştır. Bu yöntemin, özellikle soket protez kullanamayan hastalar için gelecekte birincil tedavi seçeneği olma potansiyeli taşıdığı belirtilmiştir.